Kayıtlar

the outfit (2022)

Resim
film girişleri önemlidir. en azından benim için. hani bir ev ya da mekanın daha en başında, girişte o mekan hakkında iyi kötü, güzel-çirkin, ferah-kasvetli, temiz-kirli bir fikriniz, bir önyargınız olur. işte filmlerde de aynısı olur bana. ona göre filmi ya çok severim yahut yarıda bırakırım. bu filmi mesela sonuna kadar pürdikkat izledim. hatta o bahsettiğim girişteki hal ve hareketleri aldım bizim kadim coğrafyaya uyarladım. sanki makastar leonard değil de askeri dikimevinden emekli terzi hüseyin vardı başrolde.

skyggen i mit oje (2021)

Resim
az önce bitti film.  gerçek olaylardan uyarlanmış. 2.dünya savaşında ingilizlerin yanlışlıkla kopenhag’daki bir okulu vurmasını konu almış. son bölümü ciğerimi söktü resmen.  savaşın din, millet, ırk, vatan ayırmadan kötü bir seçim olduğunu ama kazananının olmadığını ve yine bundan en çok etkilenenin çocuklar ve siviller olduğunu gösteren yüzlerce örneğinden sadece biri bu danimarka filmi. the shadow in my eye ya da netflix tercümesiyle savaşın gölgeleri. 

7anos (2016)

Resim
7 anos yani yedi yıl... dört şirket ortağının ‘ispanya’nın mali şubesi’ ile başı beladadır. suç sabittir. fakat kimin işlediği tam olarak belli değildir! suçu üstlenip şirketin devam etmesi ve diğer üçünün refahı için bir gönüllü pardon günah keçisi aramaktadırlar. dört ortak, bunun için bir avukatı kendilerine aracı tutarlar. herkesin kabul edeceği bir çözümle aralarından birini 7 yıllığına kodese tıkacaklardır. peki kimi ve nasıl? işte film ve insanoğlunun bencilliği, çirkinliği, çiğliği, vefasızlığı, merhametsizliği, boşboğazlığı kısacası akla gelecek tüm olumsuzluklar bu noktada başlıyor. film tek mekanda çekilmesine rağmen tempo hiç düşmüyor. oyuncular gibi biz de kimden geleceği belli olmayan bir sonraki sarsıntıyı bekliyoruz. hesaplaşmalar, yüzleşmeler. insanoğlunun bitmek bilmeyen açgözlülüğü hepsi birer birer ortaya seriliyor. oynayanlarla birlikte izleyenlerin suratına çarpılıyor. yine de finali daha çarpıcı, daha değişik olsaydı hani ne bileyim konuya nazaran yavan kaldı bir...

the mirror has two faces (1996)

Resim
bu film için şunu söylesem çok mu abartmış ve olayın sıcaklığıyla kendimi darı ambarında görmüş gibi mi olurum? bilemiyorum. ama şimdiye kadar izlediğim en iyi romantik komedi dememek için kendimi zor tutuyorum. demedim. ben öyle bir şey demedim. lakin son yıllarda izlediğim en keyifli, en komik, en güldürürken düşündüren filmi diyebilirim.

le havre (2011)

Resim
 bilader'in seçmiş olduğu ve hatta benim için üşenmeyip filmin önünü arkasını yazıp kritiğini de yaptığı bir filmle karşınızdayım sevgili dostlar, aziz helsinkililer.. aslında film değil yönetmenle karşınızdayım desem daha doğru bir ifade olur. yanılmıyorsam seyrettiğim ilk filmi bu aki kaurismaki'nin. burayı takip eden az sayıdaki izleyicinin büyük bir çoğunluğu muhtemel biliyordur bu ismi. ben yeni tanıştım bu mümtaz şahsiyetle. iyi ki de tanışmışım.. öyle ki çıkardığı bütün filmleri izlemek için söz verdim kendime. şahit olun...

el sur (1993)

Resim
filmi  biladerim önermişti geçmiş gün. ilk sıraya almıştım izlenecekler arasında. nitekim geçen cumartesi başladım. 20.dakikanda tıkandım. bıraktım. bugün yeniden başladım. başladığım gibi soluksuz bitirdim. havadan mıydı sudan mı yahut içsel devinimlerden mi? bilemem. sonuçta film az evvel bitti. içime bir şey oturdu. kalkmıyor. bir saattir en er mundo'yu dinliyorum. estrella'yı düşünüyorum. babası agustin'i sonra. kendime bakıyorum. geçmişimi gözden geçiriyorum. sonra yine en er mundo dinliyorum.. hem ne diyordu küçük estrella;  “ eninde sonunda herkes gibi büyüdüm. yalnız olmaya alıştım ve mutlluluk hakkında fazla düşünmemeye çalıştım. ” son tahlilde bazı filmler anlatılmaz, izlenir. yine de özetlemek gerekirse; biladerin kritiğinde yazdığı gibi şiir mi izledim, film mi okudum bilemedim. karmaşık hisler. ama yeşil naneyi baba kızla birlikte ben de kokladım. keza o uzun, ağaçlı yolda ben de bindim bisiklete. dahası agustin oldum mektup yazdım. mektup okudum. lokantada o...

the hand of god (2021)

Resim
italyan diline ayrı,   maradona'ya ayrı meftun bir fani olarak ağzım açık izledim filmi.  napoli'nin denize açılan dar sokakları sonra... hem izledim. hemi not aldım.