22.04.2017

L'équipier (2004)



naif bir fransız güzellemesi.
daha izlerken en kestirmesinden bir adada yaşamak istiyor insan. 
manzara, görseller zaten bir harika.
bu filmi izler izlemez hani imkanın olacak gidip bozcada'ya yerleşeceksin. 
olmadı burgazada. öyle bir his doğuyor.
imkanın olmasa da yerleşeceksin. 
hem öyle yanına üç şey almana da gerek yok. bir bisiklet yeter. 




hikayemiz 1963 fransa'sında küçük bir adada, bir deniz fenerinin etrafında geçiyor.
fenerin yaşlı bireyi ölünce yerine ada dışından genç bir adam gelir. lakin ahali bu yabancıya hiç iyi davranmaz. yakup kadri'nin  'yaban'ından beter ederler elemanı! 
ama aşk işte. her şeyi, herkesi affediyor. genç adam ilk görüşte aşkı yaşar. aşkına ait tamir ettiği akordiyon gibi sıkışır, deli çarpar yüreği. bu yüzden adalıların çirkeflikleri pek dokunmaz o'na. amma velakin aşık olduğu kadın, arkadaşının da aşkıdır. işler bu noktada karışıktır... sonrasında olaylar kendiliğinden gelişir!!

halkının "dünyanın sonu" olarak nitelendirdiği bu ada yaşamındaki gel-gitler, fırtınalar, kutlamalar, basit, sıradan insan ilişkileri romansı bir havada işlenmiş. minik detaylar, ince fransız mizahı da eksik edilmemiş.

son tahlilde başarılı bir romantik-dram.
ben sevdim. çok sevdim.
.

12.03.2017

Cirkus Columbia - 2010


balkan filmlerinin bir şey söylemez gibi yapıp çok şey anlatan o kendine has sadeliğini, akıcılığını ve dahi doğallığını seviyorum.
cirkus columbia'da öyle.
iç savaşın eşiğinde yahut ortasındaki bir aile dramını, küçük kasaba hayatı olabilecek en yalın bir biçimde anlatılıyor. oyunculuklar ayrı bir güzel. misal başroldeki abi abartısız robert de niro performansı sergiliyor. bir ara acaba o mu diye tereddüt bile ettim.o derece. sonra azra rolündeki güzel jelena. martin falan. başarılı. çok başarılı, çok sıcak bir film. cirkus colombia.
evet. bunu da sevdim...

26.02.2017

forushande 2016


bir acem filmi.
çoğu iran filminde olduğu gibi dram yönü ağırlıklı. (yönetmenin en beğendiğim filmi olan a separation'u çağrıştırdı biraz)
yine diğer filmlerde olduğu gibi ağır işleyen ama asla sıkıcı olmayan bir senaryo.
bir şekilde, bir köşesinden filmin içine dahil oluyor insan.
diyaloglar sahici. oyunculuklar kusursuza yakın.
tek itirazım tiyatro sahneleri sanki filmle tam bütünleşememiş gibi. ya da benim baktığım, oturduğum açı farklıydı! bilmiyorum.
.
son tahlilde en başından, en sonuna alıp götüren, duygudan duyguya sürükleyen sahici bir film satıcı.
başarılı. gayet başarılı.
.

14.02.2017

gold (2016)

benim gibi çok fazla beklentiye girmeden oturursanız filmin başına, sonunda muhteşem süleyman tonlamasıyla âlâ diye ünleme ihtimaliniz yüksek. çok yüksek.

hele de bir de true detective hayranıysanız. değmeyin keyfinize.

çünkü ve zira; birinci sezonun kralı matthew mcconaughey abimiz başrolde.
normal şarttlrda öyle film adamı, dizi adamı falan tanımam. hafızam kötüdür. ama mcconaughey abiyi sigara içişinden ve mimiklerinden tanıdım daha ilk dakikada. o vakit dedim; bu film güzel olacak. oldu da netekim.

amerikan dow jones borsası gibi inişler, çıkışlar nerden geleceği belli olmayan daimi bir atraksiyon, bir şaşkınlık, bir taşkınlık hali ve sürpriz son. ve hatta sonlar. hepsi bu filmde.

'kibir en büyük günahtır.'
hırs ve hız felakettir.
kontrolsüz güç güç değildir.
büyük balık küçük balığı yer, iç ve dış mihraklar, nüfuzlu tanıdıklar vb bildiğiniz ne kadar klişe varsa onlar da bu filmin içinde. ama yook! öyle gözünüze gözünüze sokulmuyor. filmin bakışlarından siz anlıyorsunuz!

ha unutmadan!  sonlara doğru da leonard baba sahne alıyor ki sormayın gitsin. kulaklarımızın ve dahi ruhumuzun pası siliniyor. daha ne anlatayım. en iyisi filmi izleyin.



- hayallerini satarsan geriye neyin kalır ki ?





22.01.2017

ein mann namens ove (2015)



soğuk isveç'ten sıcak bir film.
ove.
huysuz ve tatlı bir adam.
küçükken annesini, gençken babasını, yetişkinken çok sevgili sonja'sını yitirir. ve nihayet yaşı nedeniyle işinden de olunca bir an evvel sonja'sına kavuşmak ister. 
lakin biraz sakarlık, biraz kader buna izin vermez. bir de yeni komşuları..

iskandinav filmlerinin gerçekçiliği, kendine özgü mizahı ve sıcaklığı. hepsi bu filmde. hepsi güzel. 


13.01.2017

tangerines (2013)

bugün yaptığım en iyi iş bu filmi izlemek oldu.
hatta bu haftanın hatta bu ayın. hatta hatta bu yılın en güzel hediyesi oldu kendime.
.
savaşın içinde sıkışmış dört adam.
estonyalı margus, mandalinaları satıp öz vatanına gitmek ister. ama aslında gözü gibi baktığı mandalinalar heba olmasın ister.
komşusu yaşlı marangoz ivo da ona yardım eder.
çeçen ahmed ile gürcü nika ise anlamsız savaşın figüranlarıdır sadece.

filmin sonunda yaşlı ivo'nun ahmed'e dediği gibi; ölüp gittikten sonra kimin öldürdüğü ne farkeder?



evet bir mesaj veriyor film. hatta filmin bir sahnesinde "sinema büyük aldatmaca" diye terse manyel vererek istenildiğinde sinemanın ne denli büyük bir güç olacağını da verdiği mesajla gösteriyor bir bakıma.

film müziği ile akışı ile öyle bir içine alıyor ki insanı. yavaş ilerlemesine rağmen filmle birlikte siz de akıp gidiyorsunuz.

yine nika'nın kalemle kasedini tamir çabası, dama oynarken çalan alaturka müzik, şiş kebap ziyafeti filmin minik ama tatlı detaylarıydı.

son tahlilde film sezen'in şinanay'ına da atıfta bulunuyor!

müslümanı, yahudisi, urumu hepimiz insanız anacım diyor.
şu dünyada savaş kadar aptalca bir şey yok diyor.
savaşlar kimin savaşı, ölenler kim için, ne için ölüyor?  açın gözünüzü bir  bakın diyor
hepimiz kardeşiz. bu kavga ne diye? diyor.
anlayana çok şey diyor.  ve bunu çok da gözümüze sokmadan usul usul, içten içe, yalın ve samimi bir dille yapıyor.
başarılı. çok başarılı..

7.01.2017

lantana (2001)


-birini sevmek güçten feragat etmek demektir. aşk, karşılıklı boyun eğmektir.
.
finaline yakın müslüm baba'dan "son pişmanlık neye yarar" çalınası bir film.
ama avustralyalı abilerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden de öpmek lazım.
gayet başarılı bir film çıkarmışlar.

ilişkiler üzerine bina edilmiş ve bunu öyle büyük kelamlar etmeden, tatava yapmadan yalın bir şekilde anlatmayı başarmış bir film lantana.

her ilişkinin olmazsa olması aşk-ihanet-ihtiras. sıradanlıklar, pişmanlıklar, alışkanlıklar, hayal kırıklıkları ile  puzzle gibi birbirine geçen bazen de teğet geçen hayatları bir polisiye olayda başarıyla birleştirmiş abiler!

filmde ilmek ilmek birbirine değen hayatlar, her temasta yok artık bu kadar tesadüf filmlerde bile olmaz diyebileceğiniz rastlantılar var elbet. ama bunu naifçe, sıkmadan, sırıtmadan yapıyorlar..

hülasa-ı kelam; ikili ilişkiler ve hatta hayat üzerine sorular soruyor, sordurtuyor film.
isteyen ders alır, isteyen sinyör terim gibi ders verir.
izlemek ve karar vermek size kalmış.

nihayetinde ve sanırım ilk kez bir filme puan vereceğim.
10 üzerinden 7 olur bence.
olur olur.

3.01.2017

nocturnal animals (2016)

konusu, işlenişi çok farklı olsa da dimağda the lobster tadı bırakan bir film.
bence başarılı. çok başarılı.
sağını solunu kurcalamadan, hakkındaki yorumları okumadan bir oturuşta izledim.
beğendin mi?
beğendim. fazlasıyla hem.
efendim mesajmış, yazar yahut yönetmen orada ne demek istemişmiş, kurgusu nasılmış görsellik kaç numaraymış es geçin.
sinema izleyin sadece.
herkese alacağı bir şeyleri veriyor zaten.
.
üç farklı zamanda yahut kulvarda ilerliyor film. ama bunu ve geçişleri gözünüze sokmadan, sıkmadan gayet ustalıkla yapıyor. merak ve bence tempo hiç düşmüyor filmde. arada the revanant'ın görselliğine nazire yapan görseller de bu konuda takıntısı olan abi ve ablalara yeterince ziyafet sunuyor ayrıca.

yalan yok. otoyol sahnesinde bayağı bir gerildim. bir haneke gerilimi kaldı burada da dimağda. hani şu yumurtalı filmi haneke'nin. funny games. evet.
.
romantik gerilim de diyebiliriz pek tabi filme. mavi gözlü abla (amy adams) kitabı okurken biz de pişmanlıkları, çaresizlikleri, keşkeleri, ah şimdiki aklım olsaydıları ablamın yüzünden okuduk hep.
.
iki rolde oynayan abinin (jake gyllenhaal) oyunculuğunu zaten seviyordum. ama bu filmde aşmış biraz kendini. hani şansı yaver giderse oskar falan. hani. neden olmasın!
.
son tahlilde ben sevdim filmi. umarım sen de seversin yabancı!
..
.

- hepimiz eninde sonunda annelerimize dönüşürüz.


- birini sevdiğin zaman bir yolunu bulursun. fırlatıp atmazsın. dikkatli olman gerekir. bir daha yaşayamayabilirsin bunu.